13 Haziran 2022 Pazartesi

Kadın Cinayetleri Aldı Başını Gidiyor!!

 

   Ülkemizde belki de ilk defa bu yıl, İstanbul Sözleşmesi'nin çıkarılmasıyla birlikte kadın cinayetlerinde ve kadınların şüpheli ölümlerinde ciddi bir artış yaşandı. "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu" tarafından yayımlanan 2010-2022 Yıllık Veri Raporlarına göre, 4000'e yakın kadın cinayeti işlendi ve hala da işlenmeye devam ediyor. Cinayetlerin temel sebepleri arasında; medyada ve televizyon dizilerinde kadınların şiddete maruz kaldığı görüntülerin yayınlanması, şiddetin meşru gösterilmesi ve olağan karşılanması, sosyal medya kullanımıyla özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi, ahlaki yozlaşmanın olması, insanların intikam duygusuyla hareket edip kendi adaletini kendisinin sağlaması, adalet sistemindeki cezaların caydırıcı olmaması, insanlarda öfke kontrolünün olmaması sayılabilir. Bunların yanı sıra, ilişkilerde benlik duygusunun olması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olması, kadınların fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalması, bir kadın boşanmak isterse ölümle tehdit edilmesi, "namus" kavramının sadece kadınla özdeşleştirilmesi ve benzeri nedenlerden dolayı ülkemizde kadınlar öldürülüyor. Bir kadın kapalı giyinirse "yobaz" olarak, açık giyinirse "kendini pazarlıyor" olarak algılanıyor toplumda. Kadın; bekar olursa "evde kaldı", evlenirse "kocaya vardı, rahata erdi" deniyor. Kendi tercihlerimizden çok toplumun bize dayattığı yargılarla ve etiketlerle yaşıyoruz. Özgüvenli olunca burnu havada; suskun olunca edepli, saygılı oluyoruz. Farkında olmadan kendi hür irademizi yok sayıyoruz ve başkalarının iki dudağı arasında bir o yana bir bu yana savruluyor hayatlarımız. Bir de "Kız başına ne yapacaksın?" gibi cümleleri sürekli duymak var ya insanı gerçekten de çileden çıkarıyor. Hem de bunları hemcinsinden duymak gerçekten de pes doğrusu dedirttiriyor insana. Konumuza geri dönelim: Kadın cinayetleri. Hangi bahaneyle olursa olsun, bir kadından önce bir insan asla öldürülmeyi hak etmez. Televizyonlarda kadın cinayeti haberlerinin verilmesi veya sosyal medyada popüler olduktan sonra o cinayet haberinin unutulup gitmesi kadın cinayetleri sorununu önemsediğimizi de göstermez. Aksine, işlevi olmayan anlık bir tepkidir bu. Gerçek hayatta tepkilerini gösterecek cesareti kendinde bulamayan kişiler, sosyal platformlarda gösteriyor tepkisini. Ne garip! Gerçek hayatta bir kadının şiddete maruz kaldığını görünce tepkisiz ve pasif kalmayı tercih ediyoruz ama ne hikmetse (!) sosyal medyada ver yansın edip hashtagler ile beddualar ediyoruz. Aile içi şiddeti örtbas ediyoruz. İşler ciddileşince ve kadın cinayeti işlenince vicdanımız sızlıyor ama! Ne ara bu kadar duyarsız ve pasif olduk gerçekten de anlam veremiyorum. Umarım kadına karşı şiddete ve kadın cinayetlerine karşı bir olup toplumsal bir direniş sergileyebilecek seviyeye geliriz. Çünkü kadınlar, akla hayale gelmeyecek bir şekilde; eşleri, akrabaları ya da sevgilileri tarafından canice katlediliyor bu ülkede: 

Münevver Karabulut, kıskançlık krizine giren sevgilisi tarafından testereyle öldürüldü.

Emine Bulut, kızının gözleri önünde sırf boşanmak istiyor diye eşi tarafından bıçakla boğazı kesilerek öldürüldü. 

Başak Cengiz, Ataşehir'de sokak ortasında kılıç darbeleriyle öldürüldü. 

Pınar Gültekin, varile konulup yakıldı ve ormanlık bir alanda cesedi bulundu.


  Ve kadın cinayetine kurban giden, gülüşü solan nicesi...



Kadın cinayetine kurban giden kadınların isimlerinin bulunduğu ve yıllara göre kadın cinayeti sayısının  gösterildiği dijital anıt sayacı "Kadın Cinayetlerini  Durduracağız" platformu tarafından yayınlanmaktadır. 


 

http://anitsayac.com/ 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder